TITC Tema 6 Notları

TITC Tema 6 Notları

IB Turkey in the 20th Century (TITC) 6. Tema için kapsamlı uzun not, açıklama ve PDF bağlantısı.

90'lar dünyası ve Türkiyesini anlatan detaylı TITC notları.

Not Ön Gösterimi

 

Mal, hizmet ve sermayenin artan hareketliliği sonucunda dünyadakin ekonomik bütünleşmenin, toplumlar arasındaki iletişim ve etkileşimin ve bunlara bağlı olarak da karşılıklı bağımlılığının artmasına küreselleşme denir.

 

Rusya’da Bolşevik İhtilali sırasında iki farklı ideoloji ortaya çıkmıştır ve halk gruplara ayrılmıştır. 1. Dünya’da Devrim 2. Rusya’da Devrim İhtilal’in en başlarda savunduğu politika sahip oldukları fikirlerin dünyaya yayılması yönünde idi. Stalin ise Rusya’nın bu ideolojiyi yayabilecek kadar güçlü olmadığını düşündüğünden devrimin ilk olarak Rusya’da tamamlanmasını savunmuştur.

 

SSCB’de 1950’li yıllardan itibaren dış dünya ile ilişkiler artmış, birlik içerisinde iletişim gelişmiş, etnik sorunlar farklı boyutlar kazanmıştır. 1970’li yıllardan itibaren SSCB, çeşitli siyasi, ekonomik ve sosyokültürel olaylar nedeniyle (gerekli modernizasyonun yapılamaması, teknoloji ve kalitenin geri planda kalması,arz-talep dengelerinin kurulamaması, tarım sektöründeki yanlış politikalar) çözülmeye başlamış, merkezî otoritenin zayıflamasıyla birlikte sosyalist anlayış son bulmuştur.

 

Mihail Gorbaçov’un 1985’te devlet başkanlığına gelerek uygulamaya koyduğu glasnost (açıklık) ve prestroyka ( yeniden yapılanma) politikaları ile SSCB’nin dağılma süreci daha da hızlanmıştır. 1989’a gelindiğinde Doğu Avrupa’da yaşanan devrim, çok yüksek düzeyde bir politik bağımsızlık ve ekonomik etkinlik kazanma arzusu ile yönetilmiş; bu olay hem sosyalist dış ticaret sisteminin hem de bölgesel ekonomik entegrasyon olan COMECON’un çöküşüne yol açımıştır. Bu gelişmelerin ardından SSCB çözülme sürecine girmiştir. Rus olmayan milletler, başta Baltık devlerleti olmak üzere bağımsızlıklarını kazanma çabasınıa girmişlerdir. 1991’de SSCB dağılmasıyla Soğuk Savaş Dönemi sona ermiş, Kafkasya ile Orta Asya’da Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan Türk Devletleri Azerbeycan , Özbekistan, Kazakistan, Kırgısiztan ve Türkmenistan’dır.

 

Türkiye Cumhuriyeti kendisiyle köken, dil, din ve kültürel bağları olan bu ülkeleri tanıyan ilk devlet olmuştur. Türkiye, ilk andan itibaren bu ülkelerle ilişkilerini geliştirmiş, pek çok ikili ve çok taraflı anlaşma imzalamıştır. Türkiye’nin bölgeye yönelik genel politikası; Orta Asya ülkelerinin bağımsız, siyasi ve ekonomik istikrara sahip, kendi aralarında ve komşularıyla iş birliği içinde, uluslararası toplumla bütünleşmiş ve demokratik değerleri benimsemiş devletler olarak varlıklarını sürdürmelerini desteklemek yönünde olmuştur.

 

Türkiye, bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri’yle enerji, sanayi, bankacılık, teknoloji gibi alanlarda iş birliği içerisinde bulunmuştur. 2000’li yıllarda bölge ülkeleriyle ticaret hacmini artırmıştır.Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri’ne ihracatında dokuma, makine, demir-çelik, otomotiv ve gıda önemli bir yer tutmuştur. Bankacılık ve inşaat sektöründe de Türkiye’nin önemli girişimleri olmuştur. Türk Cumhuriyetleri ileilişkilerin kurulması, Batı ülkeleri nezdinde Türkiye’nin itibarını ve pazarlık gücünü artırmıştır. Çünkü Türk Cumhuriyetleri petrol, doğal gaz, kömür gibi zengin enerji kaynakları; krom, demir gibi kıymetli madenleri; verimli tarım arazileri ve problemsiz ekonomik altyapıları ile büyük fırsatlara sahiptir. Türkiye’nin bölgede önemli bir enerji ithalatçısı, coğrafi bakımdan güvenilir bir güzergâh ve Batı’nın müttefiki olması, Türkiye’ye enerji diplomasisinde önemli fırsatlar sağlamıştır.

 

Devamı için PDF'i indiriniz.